Cumartesi, Mart 26, 2005

Hakan Şükür Çıkmazı

Şu güzel mecraya böyle polemiğinin bini bir para olan "Hakan Şükür-Ersun Yanal" hadisesi ile başlamak istemezdim. Lakin köşesinde akılcı yazıları dikkat çeken insan "Yalçın Doğan"ı okuyunca bu konuda hissiyatımı aktaramadan edemedim. "Milli sorun - Hakan!" başlıklı yazının spotunu aynen aktarayım:

"MAÇA çıkarken, soyunma odalarında namaz kılanlar... Kampta kendi odasına ayakkabı ile kimseyi içeriye almayanlar... Maç başlamadan önce yapılan törende, yüzünü kıbleye dönenler... Cep telefonlarına cami resmi koyanlar..." ( 22 Mart 2005-Hürriyet )

Aktarır, Yalçın Doğan, bir toplantıda Hakan'ın alınmamasının sebebini açıklayan bir büyük insanın sözlerini: "Fethullahçı idi, gruplaşmaya sebebiyet veriyordu". -cı, cü, ci, cu.. Bu millet ne çektiyse bu ayrımcılıktan çekti ya o ayrı bir yazı konusu.. Neyse söz sahibi söylemiş meselenin aslını..

Bu ülkenin yumuşak olan karnının daha yumuşak olan bir kısmındadır "dinini yaşayan aktif müslümanlar".. Ne zaman bu insanlar bulundukları konumlarda önde olsunlar, bir kısım insanlar tarafından hep hor görülür; "Senin ne işin var buralarda, git çöm, sin yerine.." nevinden nutukları duyarlar.. İrticacı, şeriatçı, tarikatçı, anti-laik, yobaz, bağnaz ila ahir sıfatlar bilinçaltlarında isimlerinden önce anılırlar.. Hele futbolcu gibi halkın hep konuştuğu insan isen, cep telefonuna koyduğun cami resmi bile tartışılır köşe yazılarında, laiklik hesabına.. Hasılı istenmez bu insanlar, benim demokratik ülkemde..

Kaybeder Ülkem bir kez daha, kaybeder milletim, kaybeder takımım.. Ne zamanki düşer manşetlerden bugünün basın işgalcileri, bırakır yerini iç sayfalarda 15-20 satırlık fotoğrafsız haberlere.. o zaman vaktidir arşivleri karıştırıp bir kez daha ibret almanın.. Zaten seyirciler bilmektedir oynanan oyunun sonunu. Bir de bunu oyuncular farketse..